24 Ağustos 2016 Çarşamba

koyverdim

Sesler...gülüşen gençlerin sesleri,sivrisinekler,sıcak..uyuyamıyorum.hepsi bahane.düşünmek,düşünmek,düşünmek...yastığım başıma batıyor gibi...uçurumun kenarına geldiysen,geri dönebilir misin? döndün diyelim,neyi değiştirebilirsin.tüm dünyayı çıplak ayaklarımla dolaşmak istiyorum.tüm uçurum kenarlarında oturmak.
sınırları zorlamak,sahiden tüm mesele buysa,koyverdim gitsin.

20 Ağustos 2016 Cumartesi

cahillik belki de güzeldir.

bilmezsen daha mutlu olursun.en son patlamadan kurtulan küçük kızın videosunu izledim dondum kaldım.ağlayamadım.herkes gibi çok üzüldüm.haberleri izlemiyorum.sosyal medyadan da uzak kalmaya çalışıyorum.bilmezsem mutlu olurum.bencillik olarak algılama.hiç bir şeyi değiştiremiyoruz üzülmekle sen de biliyorsun.burda dağlar var.yemyeşil.masmavi deniz,masmavi gökyüzü.ve herşeyin sorumlusu biz insanlar var.hava çok sıcak.yine de rüzgar tatlı tatlı esiyor.kuşlar var,cıvıldaşıyor.dalga sesleri en güzel şarkıdan daha güzel.ahenkle kumsala çarpıyor.güzel işte herşey.ama canım insanlar işte her yerde insanlar.bebek bezlerini büyük bir edepsizlikle duş teknesinin önüne bırakıp gidebiliyorlar.kime neyi öğretebilirsin ki.? en iyisi bilmemek,en iyisi görmemek..mutlu olmak istiyorsak ,böyle yaşamalıyız sanki.


18 Ağustos 2016 Perşembe

göğe bakalım

 https://scontent.cdninstagram.com/t51.2885-15/sh0.08/e35/p640x640/14027283_1640445582932712_475992504_n.jpg?ig_cache_key=MTMxNzQ4MDMzODMwMTEzNTQ1NA%3D%3D.2
 

marmaristeyim.herşeyden uzakmış gibi.uzanıp denize ,gökyüzünü seyrediyorum.çok güzel bulutlar,deniz çok güzel...

14 Ağustos 2016 Pazar

koşmak

ikide birde dağılan saçlarını topluyorsun...
kalemimin ucunda eksik kalmış cümlelerin manasız telaşı,dilimin ucunda güftesini tam anımsayamadığım bir nihavent şarkı,mutfaktan salona yayılan akşam yemeğinin büyülü kokusu.
eski fotoğraf albümünü karıştırıyorum.annem ,annemin yanında saime teyze ve fotoğraftan kesilip çıkarılmış bir boşluk ve ayla.aylanın sağ eli de görünmüyor kesilen tarafta kalmış.uzanan kolu yarım kalmış.yutkunamıyorum.ayrılıklar böyleymiş,yarın hep bir tarafta kalırmış.gitmek kesip atmakmış birazda.kesilip atılmakmış en çok.
yutkunamıyorum.fotoğraf albümünü aldığım yere bırakıp oturduğum koltuğa uzanıyorum.pencereden yüzüme vuran eylül güneşine aldırmadan gözümden yavaşça süzülen iki damlayı siliyorum.mutfaktan gelen akşam yemeğinin kokusuyla bir kez daha büyüleniyorum.
gözlerime çöken masum mahmurluğa daha fazla dayanamıyorum.içim geçiyor.ayla koşuyor bir anda
gözlerimin önünde.beni bekle diye bağırıyorum arkasından.başını çevirip bakmıyor bile bana.ikimizde altı yaşındayız.ayla beni bekle.bekle ben koşamıyorum.

ikide birde dağılan saçlarımı topluyorum.
ve seni çok özlüyorum.

                                                                                    16 eylül 2015


şarkı

denize bıraksam kendimi

dün gece yine uyuyayamadım.aslında havada serin esen rüzgar o cehennem sıcağını bastırıyor,insanın içine huzur veriyordu.aklımdan binlerce şey geçiyor.tedirginim günlerdir.tedirgin değilmiş gibi yapıyorum ama tedirginim.ne çok şey oluveriyor bir anda.hiç planlamamışken.
işte o tedirginlikle uyuyakalmışım.sıcak bir yaz sabahı,herşey karışmış,düzeltmemiz lazım ,diyor.
şimdi sen uyu,ben zamanı herşeyin güzel olduğu bir güne çevireceğim,lakin senin yaşadığın bu zamanı unutman gerekiyor ,diyor.gözlerimi kapatıyorum.uyuyorum gibi yapıyorum.zaman geriye gitmiş.pencereden dışarı bakıyorum.bir kış sabahı,kaldırımların üzerinde geceden hafif yağan kar var.belli belirsiz.
bana bakıyor,hiç bir şey olmamış gibi.olmadı diyorum,unutamadım.şimdi o günleri tekrar yaşanmamış gibi nasıl davranacağım.zamanda geri gitmiştik ama ben diğer günleri unutamadım.tekrar deneriz diyor.kapat şimdi
gözlerini ve uykuya dal ve unut.tekrar uyanıyorum ,aynı sabah,bir kış günü ve kaldırımlarda geceden yağan karın izleri.içim ürperiyor.insanlar o günü tekrar hiç yaşamamış gibi yaşamaya başlıyor.hayır yapamıyorum işte,unutamıyorum.ama bunu ona söylememeliyim.ona hiç bir şey söylemiyorum. O da sormuyor.yüzü biraz daha genç.üşüyorum.unutmak istiyorum.hissettiğim şey...

gözlerimi zar zor açtığımda saate bakıyorum 06.30.ne oluyor diyorum içimden.sonra hepsinin rüya olduğuna karar verip tekrar uyuyorum.tekrar uyandığımda saat 09.25 .kalkamıyorum yataktan.rüyamı düşünüyorum.
bu rüyadan yola çıkarak fantastik bir roman yazabilirim aslında.ama rüya beni uzun bir süre düşündürüyor.
içinden çıkamıyorum.aslında birçok sonuca ulaşıyorum.
hiç bir şey olmamış gibi olmuyor.unutmak istiyorum bazı şeyleri,unutamıyorum.zaman makinası diye birşey yok.farzet ki var.zamanı geri çevirsen de ,yaşadıklarını asla unutamayacaksın falan filan...

valizler hazır sayılır.güzel bir tatile ihtiyacım var.çok yorgunum.zihnim çöp tenekesi gibi.gereksiz bir sürü şey var.

işte güzel fotoğraflar çekip,instagramdı,blogtu paylaşırım.paylaşmak güzeldir.omoyla temizlenir.öylemiydi o.
neyse fazla uzun yazınca zıvıtıyorum.

lütfen her şey güzel olsun.


12 Ağustos 2016 Cuma

manidar

                                                                                                               

                                                                                                 Bu dünya soğuk.
                                                                                                Rüzgâr genelde ters yöne eser.
                                                                                                Limon ağaçları kurur.
                                                                                               Bahaneler hep hazır.
                                                                                               Güzel günler çabuk geçer.

                                                                                                                                           
                                                                                                      c.zarifoğlu 


mutfak tezgahı pırıl pırıl.bulaşık makinası bugün akşam bulaşıklarını da toparlar.
ne pişireceğime henüz karar vermedim.sıcakta yemek yapmak zor bir iş...

hayır ,bunları anlatıp edebiyat yapmak değil niyetim.bunları anlatmaya hiç niyetli değilim.
yazacak şeyler bulamayan ve sözcükleri tüketmeye ve yalnızlıklarını her ayrıntıyı anlatarak geçiren kimselerden olmak istemiyorum.çok işim var doğru,geceleri sıcaktan uyuyamayıp,öğlene kadar kütük gibi uyuduğumda doğru,,,

ama yazacaklarım bir kişinin kalbine dokunmayacaksa,bir ah!demeyecekse içinden hiç kimse,yakalım o zaman kelimeleri,
fazla mı önemsiyorum,
mutfak tezgahı pırıl pırıl,bulutlar pırıl pırıl,
daararam....
 

limon ağaçları kurur.....

11 Ağustos 2016 Perşembe

kuşadası






fotoğraflar geçen seneden.kuşadası hakkında çok yorum yapabilirim aslında.sevdiğim ve sevmediğim yanları.ama kimseyi etkilemek istemem.gidip görmüşseniz,esnafıyla muhabbete girmişseniz,denizinde yüzmüşseniz zaten biliyorsunuzdur.albümümde gün yüzüne çıkmamış öyle çok fotoğraf var ki.zaman zaman paylaşayım en iyisi.

10 Ağustos 2016 Çarşamba

artık seni sevmiyorum!

eve döndüğümde fesleğenler kurumuştu.güzeldiler,yemyeşil,yapraklarının üzerinde yaza gülümseyen ufak beyaz çiçekler açmaya başlamıştı.onları öylece bıraktım.kuruyacaklarını bile bile.kıydım.zaten solacaklardı.ben biraz öne aldım sonlarını.içim yandı mı,bunu sorgulamak ve vicdan hesaplarımı şimdi ortaya sermek ne yersiz.
bazen tekrar o zamana dönsek kesin yapmam dediğimiz şeyler,vicdan hesapları,keşkeler,
uzayıp giden böyle şeyler,
ama en zoru keşke sevmeseydim demek.
ama işte geri dönüş yoksa da noktayı koyabilme şansı vardır insanın.
ben seni artık sevmiyorum.
diyebiliriz değil mi?
deriz tabii,nolucak ki.

edebiyatı aldım avuç içime,buruşturuyorum.
üzgün müyüm,
bilmiyorum.

9 Ağustos 2016 Salı

başka derdimiz yok gibi yapalım,yoksa kalbimiz dayanmaz

kadın olup erkek gibi düşünebilmeyi isterdim.erkekler kadar rahat.arada çok detaylı düşünen erkekler belki vardır ama onlar  bu yazının konusu değil.
bir hafta sonrasında çıkalacak tatil için alışveriş derdine felan düşmek istemezdim.
hiç bir şeyim yok sanıyordum ama ne çok şeyim varmış.lütfen bu sır aramızda kalsın.
erkekler için tatil bir şort bir tişört.bir plaj havlusu,bir terlik.
o kadar...
böyle işte düşünebilmeyi çok isterdim.takacağın küpenin rengi,sıkacağın parfümün kokusu..
ayy delireyazdım...

8 Ağustos 2016 Pazartesi

der gibisin

-

Birce'yi çok severim.güzel de söylemiş.

özet

biz seninle aynı sokakta
iki uçta
iki ayrı sokak lambasıyız
yanarız
hiç kıpırdamadan
karlar yağar başımıza,nice yağmur geçer üstümüzden,güneş yakar alnımızı,ayaklarımızın altına biriken sarı sonbahar yaprakları,
biz seninle iki uçta ,iki sokak lambası,
biri yolun başı
biri yolun sonu...


yazmak istesen de yazamazsın bazı duyguları,eline aldığın kalemi bırakıp kenara,dakikalarca bakarsın boş beyaz sayfaya,,,
oysa cesaretini toplayıp bir başlasan sonu gelmez bilirsin.
kelimeler yüreğinden taşar durur.tek şey cesaret.ama işte kalemi bir kere elinden bıraktın mı,tekrar
alıp yazma cesareti zaman alır.
bekliyorum ben.sırtımı birinin yumruklaması gerekiyor sanırım.
kelimeler ,boğazıma takılan şu canımı yakan kelimeler ,güçlü bir yumrukla taşacak.
bekliyelim bakalım.bekliyelim.

7 Ağustos 2016 Pazar

kilo

son bir aylık dönemde dört kilo vermişim.diyet felan yapmıyorum.yaptığım tek şey ekmek miktarını azaltmak oldu.akşamları mümkünse hiç ekmek yemiyorum.kahvaltı da iki dilim ,bazen öğlen yemeğinde bir dilim.yemeği ekmekle yemeyi çok seviyorum aslında.ama artık kilo bana sorun olmaya başladı.fotoğraflarda şişman çıkıyorum ehee ehhe:)
bi de küçük beden kıyafetler daha ucuz.çünkü giderek şişmanlayan bir toplum olduk.ben de gün geçtikçe şişmanlamaya başladım.10 sene öncesine kadar on kilo daha zayıftım.ve dikkat etmedikçe devamlı kilolandım.38 bedenden ne ara şu an ki bedene ulaştım aslında biliyorum.aslında haraketli bir insanım lakin yemek yemeyi seviyorum.ama artık sevmiyeceğim.insan dikkat edince kilo verilmeyecek birşey değil.en yakın arkadaşım geçen sene 25 kilo verip manken gibi olmuştu.olmuştu diyorum çünkü on kiloyu verdiği hızla geri aldı,çünkü tekrar eski alışkanlıklarına döndü,nutellayı ,kolayı ve baklavayı çok sever.dün ona çok kızdım.evet kızdım.25 kiloyu verdin ama tekrar hızla alıyorsun bunu yapma ,dedim.bana kızmadığını biliyorum.

işte hayat faso fiso.kilo al ver,diye diye geçiyor.
kalbimi açıp baksalar hiç bir şey umrumda değil.
Allah sağlıktan ayırmasın,
işte bugünlük bu kadar.

5 Ağustos 2016 Cuma

mandıra







şu an bir mısra dahi olsa şiir yazmak isterdim,
düş bahçeleri çevrili bir dünyada,
ama işte düş kurmayı dahi yasakladım kendime.bir dk sonrasının ne olacağını bilmiyorum.
kafamın içi bomboş,geceyi soyunup sabahı sırtıma geçirdiğimde evi toplayıp,kahvaltıyı yapıp,bulaşık makinasını çalıştırıp,çamaşırları yıkayıp,çay demleyip,vatsapta biraz mesajlaşıp,günü bitiriyorum.
bazen elimdeki kitabı okumaya çalışıyorum.aslında okumakta şu an bana yük gibi geliyor.çünkü ;hiç bir şey öğrenmek istemiyorum.fazladan bir bilgi ,fazladan güzel bir kelimeye ihtiyacım yok.kelimelere sarılmak istemiyorum.tv de belki onbeş kez yayınlanan mandıra filozofu filmi vardı.şimdi aklıma geldi.aynı öyle bir hayata ihtiyacım var.telaşsız bir hayat,çok az şey bilmek,çorba pişirip,evi temizleyerek geçireceğim bir hayat.bizim karşı evde yaşayan yaşlı amcayla karısı gibi.sabah uyanıp tavukları kümesten çıkarıp,akşama kadar bahçedeki çiçekleri sulamak...
öyle işte....

2 Ağustos 2016 Salı

off!

hep bozuyorum,
hep,
belki de bozulacakları vardı,
bana denk geldi,
olmaz ki böyle de yapılmaz ki,
ütünün buharı kaçtı,
kemalpaşa tatlısı hamur oldu,
daha bilmem ne!
sinirliyim biraz.
sıcak bir yandan.
yazı da yazamıyorum.

beni anla!

gün yüzlü kızların,akşam yemeğine kirli elleriyle oturan çocukların,güneşte yüzü çil çil olmuş kaçkınların,sevda yüklü şarkıların,özlem dolu bakışların,imkansız aşkların,ağlatıpta gülenlerin,yalnızlıkların ,bir kadının saçlarında takılı kalmış zamanın,vakitsizliklerin,yorgunlukların,kalbi kırılmışların,yeni aşkların,kapanan kapıların,yüreğine dokunan cümlelerin ve daha burda saymaya korktuğum herşeyin tek suçlusu sensin.

1 Ağustos 2016 Pazartesi

başlık yok

değişen şeyler oldu,unuttuğum şeyler,
sonra hepsini hatırladım.
şu an temizlik yapıyorum.
duygularımı kontrol etmekte zorlanıyorum.
kötü rüyalar görüyorum.
çalan telefon sesiyle rüyalardan uyanıyorum.
durmadan barış manço şarkıları dinliyorum.

dinle

döndüm.

eve dön,kalbine dön

25 Temmuz 2016 Pazartesi

ince

Farklı zamanlar,olur olmaz telaşlar,bekleyişler,özleyişler....içimde incecik bir sızı.yazsam da anlatamam.zaman diyorum çocuk ne çabuk geçiyor.hiç durmadan büyüyoruz.

21 Temmuz 2016 Perşembe

karadelik

beyza uzaydaki kara delikleri araştırmış
uydudan çekilen fotoğrafları varmış
kesin mi diyorum,
kesin diyor.
biz çocukken karadelik söylentileri vardı ve ispatlanamamıştı.
uzayda karadelik varmış
içine düşen herşeyi yutarmış
herşey yok olurmuş
aklımız almazdı.
şimdi büyüdük belgelerle karadelik masamızın üstünde
içine aldığı herşey yok oluyor.
durmadan düşüyor.sonsuza kadar
büyüyünce dedim bu karadelik
kalbinin içinde oluşuyor
kalbinde büyüyen bir yara
içine düşüyor tüm acılar
yara büyüdükçe büyüyor
ama hiçbirşey yok olmuyor orda
birikip duruyor
yoruluyorsun
dermanın kalmıyor sonuçta,
uyumaya bile dermanın kalmıyor.
yazarak belki biraz merhem oluyorsun




kısa not: acıyor her yanım
bu aralar sıkça yazabilirim.

açılmayan kavanoz

8 Temmuz 2016 Cuma

S.

Uzun zamandır yazmıyorsun ,dedi.
Çok yoğunum,dedim.
Ben hep yaz diye bekliyorum ,dedi.
Gülümsedim.

1 Temmuz 2016 Cuma

1 temmuz

sevgi sözleri fısıldar gibi yumuşacık ,ılık esen rüzgara...
korkuyorum.
hayattan...

rüzgar

22 Haziran 2016 Çarşamba

ince bir keder

kuşlar binbir telaşla ötüşüyor gibi ...şu an,sonuna kadar açık penceremden onları dinliyorum.boynumdan ince bir yol şeklinde ter süzülüyor.havadaki bu sıcak kalbimdeki tüm herşeye ara veriyor gibi.nefesler sıcak.baktığım herşey eriyecek gibi duruyor.eski bir vantilatörün serinliğine emanet ediyorum tüm duygularımı.saçlarımda ufak bir kıpırdanış,anlık bir ferahlama.son günlerde midem yine kötü.sebebi içtiğim buz gibi sular olmalı.işler yoğun,yarım kalan işleri bitirmek için uğraşıyorum.hiçbir zaman tam olmayacağını bile bile.arada ZARİFOĞLU okuyorum,sonra düşüyorum apansız boylu boyunca''düştümse ,sana bakarken düştüm'' diyor zarif adam.bende yutkunamamanın verdiği o geniz acısı,...
dışarda gördüğüm minicik kedi.annesine bakınıyorum.evine alsana diyor ayşegül,bir an kucaklayıp eve götürmek istiyorum.sonrasında yok diyorum ,olmaz ayşegül.ben aşırı bağlanma sorunu yaşıyorum.ve kediler terkediyor.iki sene önce hastayken bulup ,iyileştirdiğimiz yaramaz biraz büyüyünce kaçıp gitti işte.gelmedi bi daha ve günlerce yolunu gözlemedik mi? caddelerde gezinirken bakınmadık mı? poyraz günlerce yaramaz diye sayıklamadı mı?
yok ayşegül yok,
ben bağlanma sorunu yaşıyorum.aşırı bağlanıyorum,
aşırı seviyorum.
ve terkedilmek kötü ayşegül,
ve terkedilmek ateşli bir hastalık gibi,direncim kalmıyor ,bir daha ,ikinci defası olmuyor.
beklemek ayşegül,gelir diye beklemek ,terkedilmekten daha kötü.
ben günlerdir o minicik kediyi düşünüyorum.
ya kendinle savaşın.işte o o en berbatı.
kediyi sen alsana ayşegül.

18 Haziran 2016 Cumartesi

17 Haziran 2016 Cuma

ek

buraya birşeyler yazmayalı sadece 7 gün olmuş.neden bana yıllar geçmiş gibi geliyor.?

10 Haziran 2016 Cuma

ıslık gibi

omuzlara değen akşam esintsi gibi birşeydi.
nasıl anlatabilirim.
üşütmeyen lakin iç ürperten bir duygu.
korku değil,heyecan değil,
birden ayağa kalktığında göz kararması gibi,
tutunmasan düşüverecekmişsin gibi..


sonra hemen geçer.